4 Mart 2009 Çarşamba

PROSTATTA HANGİSİ UYGUN? LAZER, TUR-P YA DA AÇIK AMELİYAT?


İyi huylu prostat büyümesinde (BPH) söz konusu durum ameliyat olunca çoğu hastalarımızın ya da yakınlarının kafası karışmakta. Acaba daha iyi sonuçlar için, hangi durumda hangi operasyon türünü seçmeliyiz? Bu ameliyat türlerinin avantajları ya da dezavantajları nelerdir?
Lazer prostatektomiyi hangi durumda tercih ediyoruz?
Endoskopik olarak üretradan girilerek prostata lazer enerjisi uygulanarak gerek vaporizasyonla gerekse de doku çıkarılarak prostatektomi uygulamaktır. TUR-P a göre daha ince kalibredeki aletlerle uygulanabilmektedir. Kanama çok daha az olabilmektedir ve dolayısıyla da, hastanın sondası daha erken zamanda çekilip taburcu edilebilmektedir. Çok büyük prostatlarda ve prostat dokusunun patolojik olarak incelenmesi gereken prostat kanseri şüphesi olan durumlarda uygulanmamalıdır. Ayrıca, kısa dönem sonuçları yüz güldürücü olmasına rağmen, uzun dönem sonuçları tam olarak bilinmemektedir.
TUR-Prostatektomi Halen Prostata Yönelik En Çok Uygulanan Cerrahi Yöntemdir!..
Selim prostat büyümesinde en sık uygulanan ameliyat şekli budur. Halen iyi huylu prostatın cerrahi tedavisinde altın standart olarak kabul edilmektedir. Yine üretradan girilerek prostatik adenomun elektrik enerjisi ile rezeksiyonudur. Geniş bir açıklık bu cerrahi ile sağlanmaktadır ve dolayısıyla daha büyük prostatlarda uygulanabilmektedir. Yerleştirilen kateter ortalama 2-3 gün süreyle tutulmakta ve ardından çekilmektedir. Prostatın patolojik incelemesine imkan verir ve uzun dönem sonuçları çok iyi bilinmektedir.
Açık Ameliyat Ne Zaman?
Hastaların en çok sorduğu konulardan birisi de, açık prostatektominin daha iyi sonuçlar verip vermediği yönündedir. Ancak şu nokta iyi bilinmelidir ki, operasyonun kapalı mı, açık mı yapılacağına karar verecek olan ürologdur. Genellikle, daha büyük hacimli (genellikle 100 gram üstü) iyi huylu prostat büyümelerinde, prostat kanseri riski yok denecek kadar az ise, beraberinde büyük veya çok sayıda mesane taşı bulunuyorsa tercih edilen bir yöntemdir. Sonda genellikle 5-7 gün tutulur ve dikişler de 7.gün alınır.
Benim prostatım için hangi tedavi en uygundur? Merak ediyorsanız? İletişim için!

2 Mart 2009 Pazartesi

BENİGN PROSTAT HİPERPLAZİSİ (SELİM PROSTAT BÜYÜMESİ)

Benign prostat hiperplazisi (BPH), genellikle 50 yaşını geçmiş erkeklerde, sık idrara çıkma, zayıf ve kesik kesik idrar yapma, idrarını tam boşaltamama, gece sık idrara kalkma ve idrarda kanama olması gibi şikayet ve belirtiler ile kendini gösteren bir durumdur.
Ne gibi tetkikler gerekir?
Bu veya buna benzer şikayetleri olan hastalara rektal tuşeyi de içeren fizik muayene yapılır ve prostat kanserini ekarte etmek için istenilecek olan kanda PSA düzeyi bakılır. Üriner sistem ultrasonu (böbrek, mesane, prostat) gerek BPH'nın gerekse de böbrek yada mesane hastalıklarının teşhisinde oldukça önemlidir. Üroflowmetri dediğimiz işeme testinde ise idrar akım hızı ve geride kalan idrar miktarı ölçülür.
Tedavi nasıl yapılr? Tedavisi nedir?
Tedavide şikayetlerin şiddeti, prostatın büyüklüğü, başka bir hastalığın olup olmaması (mesane taşı gibi), sonda takılı olup olmaması ve tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu, idrarda kanama ve hastanın tercihi gibi faktörler rol oynamaktadır. İlaç tedavisi ve ameliyat (endoskopik veya açık) başlıca BPH için tedavi şekilleridir.

19 Ocak 2009 Pazartesi

VOİDİNG SİSTOÜRETROGRAFİ (VCUG) NEDİR?

İşeme sistoüretrografisi (VCUG) vezikoüreteral reflü (VUR) hastalığının tanısında altın standart, yani ilk başvurulan ve halen en güvenilir görüntüleme yöntemidir. Reflünün yanısıra üretra ve mesane hastalıkları hakkında da çok önemli ve faydalı bilgiler verir. Reflü tanısında ve reflünün derecesi hakkında, dolayısıyla da uygulanabilecek tedavi ve operasyon yöntemleri konusunda biz hekimleri yönlendirmektedir. Kız ve erkek çocuklarında, steril şartlarda yerleştirilen çok ince bir üretral katater yardımıyla, daha önceden hazırlanmış olan kontrastlı serumun mesane içine verilmesi sırasında çekilen grafilerle elde edilen görüntüleme yöntemidir.

18 Kasım 2008 Salı

İNMEMİŞ TESTİS

Ne Sıklıkla Görülür? Neden Benim Çocuğumda?
Erkek genital organlarının en sık görülen anomalisidir ve yenidoğanların %2-5'inde bulunur. 3.ayda sıklığı %1-2'ye kadar düşer. İnmemiş testislerin beşte biri palpe edilemez ve karın içinde bulunabilir. Etiyoloji multifaktöriyeldir ve endokrin düzenlemesinin bozulmasından ve gen hasarlarından kaynaklanabilir. Testiküler disgenez sendromu inmemiş testise, hipospadiyasa, fertilitenin azalmasına ve malignite gelişim riskinin artmasına sebep olabilir. İki hormonal faktörden etkilenir. irincisi hipogonadizm, diğeri ise androjen duyarsızlığıdır.
İnmemiş Testisin Zararları Nelerdir?
İnmemiş testisi bulunan çocuklarda, ilk yılın sonunda testisteki germ hücrelerinin dejenere olduğu saptandı. Hatta hastaların %10-45'inde germ hücrelerinin tamamen kaybı söz konusu olmakta. Dolayısıyla erken tedavi spermatogenezin korunması için özellikle her iki taraflı olgularda oldukça önemlidir.
Tedavisi Nasıldır?
En etkili tedavi cerrahi tedavi olan orşiyopeksi iken HCG ve GnRH analogları da testisin yüksek skrotum yerleşimli durumlarında hormonal tedavi olarak etkilidir.İki taraflı olgularda oligospermi %31 oranında, azospermi ise %42 oranında görülürken, paternite oranı %35-53 olarak hesaplanmıştır.
Hormon Tedavisi Etkili mi?
GnRH için %21, HCG için %19 başarı bildirildi ve yüksek skrotum yerleşimli olgularda daha başarılılılar. 1-3 yaşındaki çocuklarda 1500 IU'lik enjeksiyonlar ile haftada 3 HCG enjeksiyonu, 4-6 yaşındakilerde 300IU ve 6-15 yaşında ise 5000 IU dozundadır. En uygun tedavi yaşı hormon için 12-18 aydır. İki taraflı palpe edilemeyen testisler için hCG stimülasyon testis yapılmalı ve testislerin olduğu testosterone yükselmesi ile konfirme edilmelidir. İnhibin-B (Sertoli hücreleri tarafından üretilir) çocuklarda testiküler fonksiyon için iyi bir endikatördür.
Cerrahi Tedavinin Başarısı Nedir?
Başarısı %70-90'dır.
Kanser Riski Varmı?
Testis kanseri gelişimi içn risk faktörüdür ve genel sağlıklı insanlara kıyasla yaklaşık olarak 4-7 kat daha fazla risk taşır. Testis tümörlerinin %5-10'unda inmemiş testis öyküsü vardır.

9 Ekim 2008 Perşembe

CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIKLAR

Son yıllarda sıklığı ve çeşitliliğinde belirgin bir artış olan cinsel yolla bulaşan hastalıklar erkeklerde daha sık görülür. Kadınlarda ise sevikal kanal (rahim ağzı) primer invazyon bölgesidir. Erkekte üretrit yapan en önemli patojenler Chlamydia Trochomatis ve Neisseria Gonorrhoeae'dır. Gonoreli olduğu bilinen hastaların eşlerinde %50 oranında asemptomatik gonokoksik üretrit görülmektedir. Erkeklerde üretrit komplikasyonları epididimit, yaygın enfeksiyon ve Reiter sendromunu içerirken, kadın partnerlerde pelvik inflamatuar hastalık, kısırlık ve ektopik gebeliği içerir. Teşhis üretral veya vajinal akıntı örnekleri ile veya penil lezyonlar ile konulabilir. Tedavide gonokoksik veya nongonokoksik üretritde (erkeklerde bel soğukluğu) ortak tedavi 125 mg seftriakson tek doz im ve ardından doksisiklin 100 mg günde iki kez 7 gün süre ile verilmesini kapsamaktadır. Ancak çok sayıda tedavi alternatifleri de vardır. Genital ülserlere ise genital herpes, sifiliz, şankroid, lymphogranuloma veneryum ve granuloma inguinale sebep olur. Bunların tedavisi ise sırası ile asiklovir, penisillin, azitromisin, trimetoprim-sulfometaksazol ve doksisiklindir. Genital siğiller ise human papilloma virüs tarafından oluşturulur. En sık ise tip 6 ve 11 sebep olur. Çoğu enfeksiyon asemptomatik veya subkliniktir. Gözle görülen siğiller içerisinde HPV 16, 18, 31, 33, 35 nadiren etkendirler, ancak serviks ve penis kanseri ile ilişkilidirler. Tedavide görülür lezyonları ortadan kaldırmak gerekir ve çok bulaşıcı olduğu için de bu dönemde cinsel ilişki yasaklanır.

2 Ekim 2008 Perşembe

MARMARA BÖLGESİNDE ENÜREZİS PREVALANSI

Marmara bölgesindeki enürezis prevalansının araştırıldığı çalışmada, çalışmaya dahil edilen ortalama yaşı 8.8 olan 2589 çocuktan sosyoekonomik düzeyi düşük olan grupta %25 oranında, sosyoekonomik düzeyi yüksek olan grupta ise %16 oranında enürezis nokturna saptandı. Haydarpaşa Numune Hastanesi Pediyatri ve Üroloji kliniklerinin ortak yaptığı çalışmada her iki gruptaki çocuklardan sırası ile 26 ve 22 çocuğun medikal tedavi aldığı belirtildi. Çarman ve ark, buldukları enürezis nokturna oranının literatür ile uyumlu olduğunu ve medikal tedavide kullanılan ilaçların zararlı olduğunu düşünen aile sayısının hiç de az olmadığını belirttiler. Urologia Internationalis dergisinde yayınlanan makalede, eğitimli sağlık personeli ve hekimlerin aileleri enürezis konusunda bilgilendirmelerinin olası davranış bozukluklarını önleyebileceği belirtildi.

29 Eylül 2008 Pazartesi

ÇOCUKLARDA İDRAR YOLU ENFEKSİYONU

Çocuklarda idrar yolu enfeksiyonu üretrit-sistit ve pyelonefrit olmak üzere iki gruba ayrılabilir. Genellikle kız çocuklarında daha sık görülmekle birlikte, 1 yaşından küçük çocuklarda erkeklerde daha sıktır. Anne sütünün ve sünnetin idrar yolu enfeksiyonundan çocukları koruyucu etkisi vardır. Çocuklarda en önemli risk faktörleri arasında yaş ve cinsiyet ile birlikte işeme bozukluğu, bağışıklık sisteminin baskılanması, altta yatan anatomik bozukluklar ve vezikoüreteral reflü (VUR) bulunmaktadır. Alt üriner sistem enfeksiyonlarının belirtileri bebeklerde huzursuzluk, iştahsızlık, emmeme yada kilo kaybı iken, daha büyük çocuklarda karın ağrısı, idrarda yanma, ani sıkışma, idrar kaçırma, sık sık idrara çıkma ve idrar yaptıktan sonra idrar hissetmedir. Pyelonefrit geçiren çocuklarda ise bu şikayetlerin bir kısmı ile birlikte ateş, yan ağrısı ve bazen de çok ağır bir tablo olan sepsis oluşabilir. Tanıda idrar tahlili, idrar kültürü, üriner sistem ultrasonografisi ve gerekli durumlarda voiding sistoüretrografi (VCUG) ile DMSA sintigrafi kullanılır. Tedavide ise ateşi olmayan sadece basit idrar yolu enfeksiyonu geçiren hastalarda amoksisilin, nitrofurantoin, sefalosporin yada trimetoprim-sülfometaksazol kullanılabilir. Pyelonefrit tedavisinde ise genel duruma göre oral yada parenteral tedavi kullanılır. Daha küçük çocuklarda ise hastaneye yatırılarak tedavisi uygundur. Profilaksi tedavisinde (koruma) ise TMP-SMX 2 mg/kg/gün ya da nitrofurantoin 2 g/kg/gün dozunda verilebilir. Çocukluk çağı idrar yolu enfeksiyonları oldukça önemli enfeksiyonlardır. Enfeksiyon tedavi edildikten sonra enfeksiyonun sebebi mutlaka araştırılmalıdır. Altta yatan anatomik problem, vezikoüreteral reflü ve işeme disfonksiyonu olup olmadığı bakılması gereken önemli hastalıklardır.
Kemotörapatik İlaç Sisplatin Erkek İnfertilitesine Yol Açıyor
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Üroloji ABD tarafından yapılan çalışmada kemoterapi tedavilerinde oldukça sık kullanılan sisplatinin Y kromozomunda bulunan testise özgü protein üzerindeki etkisi araştırıldı. Urology dergisinde çıkan makalede Prof.Dr.Türkeri ve ark. sıçanlar üzerinde yaptıkları deneysel çalışmada, kontrol grubuna kıyasla sisplatin alan deneklerde belirtilen protein ekspresyonunun azalmış olarak bulunduğu ve bunun da erkek infertilitesi için başka bir mekanizma olabileceği belirtildi